25 Ocak 2012 Çarşamba

java ve javascript arasındaki farklar

Java mı JavaScript mi?
Herkesin merak ettiği ve çoğu kişinin Aynı zannettiği Java ile JavaScript konusunda sizlere bu yazıda bilgi vereceğim:)
Java
Java bir programlama dilidir. Yani C ve Delphi gibi. Ancak C ve Delphi gibi bir programlama dili ile program yazdığınızda, bu programın başkaları tarafından kullanılabilmesi için, çalışabilir kodunun üretilmesi gerekiyor. Bir programın çalışabilir kodu, program tasarlanırken ve yazılırken dikkate alınan işletim sistemi ve mikroişlemci mimarisi ile yakından ilgilidir. (ya da en azından Javaya kadar böyleydi.)
Java her türlü işletim sisteminde, yeniden derlenmeye gerek kalmadan çalışabilen  bir programlama dilidir. Javanın logosu; üzerinde dumanı tüten bir fincan kahvedir (uf nasıl canım çekti şimdi hımm..). Javanın çalıştığı işletim sistemlerini sıralayacak olursak; DOS, Windows 3.1, Windows NT, Apple Macintosh, OS/2, Unix(Sun solaris, IBM AIX, Digital Alpha, HP-UX, Linux, SCO vb.)
Java programlarının işletim sisteminden bağımsız çalışması, sisteme doğrudan erişimini engellemektedir. Bu özelliği ile Java oldukça güvenli bir programlama dilidir. Bu güvenlik engelini aşanlar olsa da sayıları oldukça azdır. Java programı istenmedik bir iş yapmaya kalkarsa JVM(Java Virtual Machine, Java Sanal Makine, Javanın yorumlayıcısı; işletim sistemi ya da tarayıcıların üzerinde bulunur) bunu engeller.
Doğal olarak internet üzerinde hiçbir bilgi %100 güvenli yolculuk yapamaz. Java tabanlı bir uygulama üzerinden bilgi gönderdiğinizde bunun başkaları tarafından görülmeyeceğine dair garanti veremezsiniz; fakat Java bu riski en aza indiriyor.
Java ile program yapmak için Symantec'in Visual Café, Micro$hit'in Visual J++ ve IBM'in VisualAge for Java araçlarını kullanabilirsiniz.

JavaScript
JavaScript ilk olarak Netscape firması tarafından geliştirilen, yeni bir  script dilidir(İlk olarak LiveScript adıyla düz yazı dili olarak çıktı). Script dili, derlenebilen bir programlama dili değil, mevcut programınızı geliştirmek için kullananabileceğiniz bir kodlar zinciridir.
Etkileşimli web sayfaları yaratmanıza olanak sağlayan JavaScript ile yazdığınız scriptleri kolayca HTML sayfalarınıza ekleyebilir ve çalıştırabilirsiniz.
JavaScript  kullanımı o kadar yaygınlaştı ki Web sayfalarının ayrılmaz birer parçası haline geldiler. Yani net ortamında dolaşırken kesin farketmişsinizdir, durum çubuğunda kayan yazılar, sayaçlar, ziyaretçi defterleri, web formları falan fıstık.Bunlar JavaScriptin yapabildiği birkaç şey..
Birçok kişi Java ile JavaScript'in aynı şey olduğunu zanneder oysa tümüyle birbirinden bağımsız ve farklıdırlar. Şöyle açıklayalım: Java ile JavaScript internet programcılığı için kullanılan iki değişik tekniktir. Bunlardan "Java" programlama dilidir, "JavaScript" ise adından da anlaşılacağı gibi "scripting" dilidir. Aradaki en büyük fark bu mudur, budur:} Java ile gerçek programlar yaratabilirsiniz ama JavaScrit ile gerçek bir program yazamazsınız.
Hernekadar JavaScrit ile bildiğimiz anlamda program yazamayız desekde, JavaScript'in yetenekleri sayesinde web üzerinde oyunlar, başvuru formları, dialog kutuları, tarih ve saat göstergelri vb hazırlanabilir.
JavaScript genelde HTML dilinin bir parçası oplarak görülür. JavaScriptleri çalıştırabilmek için JavaScript desteği olan bir tarayıcıya ihtiyacınız olacak. Netscape 2.0 ve üstü ile İnternet Explorer 3.0 ve üstünü kullanabilirsiniz. Fakat genellikle JavaScript kodlarını html kodlarının içinde eski sürüm browserlardan gizleriz yoksa java kodları olduğu gibi ekranda çıkar :) JavaScripttede böylece girmiş olduk :} Eğer web sayfanızda JavaScript kullanmıyosanız hiç durmayın JavaScript öğrenmeye başlayın. Nerden mi başlayacaksınız tabiki: internet :}
JavaScript Yazım Kuralları
Artık SctZine'in ilk sayısı oldığuna vereceksiniz. Napalım bu ilk sayı olsuğu için elimizde yazar yok(delphide aspden anlayan falan) Bende bu yüzden Javascriptin biraz daha içinne girmek istiyorum.:)
Browserların Javascript yorumlama bölümleri, kodların arasında yer alan yorum ifadeleri ile boşlukları atar; geri kalan kelimeleri beşe ayırarak ele alırlar:
1.Belirleyiciler
   JavaScript dilinin değişkenleri, metodları ve nesnelerini belirleyen isimlere Belirleyiciler denir. Bu sınıfa giren bütün kelimeler ya herfle ya sa ( _ ) alt çizgi ile başlar. Rakam veya diğer işaretler birinci karakter olarak kullanılamaz, fakat daha sonra kullanılabilir. JavaScript, aynı kelimenin büyük harfle yazılanı ile küçük harfle yazılanını farklı kelimeler olarak görür. Bu sınıfa giren kelimelerin içinde boşluk olamz.
   JavaScript kodlarınız sizin sizin bilgisayarınızda değil, ziyaretçinin bilgisayarında çalıştırılacağına göre, kullandığınız karakterlerin ziyaretçının bilgisayarında nasıl bir değer taşıyacağını düşünmeniz gerekir. Bu bakımdan güvenli yol, bu sınıfa giren kelimelerle, İngilizce alfabede bulunmayan, Türkçe ve diğer dillerdeki high-ASCII karakterleri(ı,İ,ü,Ü,ş,Ş,ö,Ö,ç,Ç,ğ,Ğ) kullanmamaktadır.
   Aşağıda doğru ve yanlış belirleyici kelime örneklerini bulacaksınız:


Doğru
Yanlış
sonucgoster
sonuc goster
ikincidegisken
2ncidegisken
_gelen
#gelen

Anahtar kelime grubundaki kelimeler de bu sınıfta kullanılamaz.
2.Anahtar Kelimeler(Keyword)
   JavaScript  dilinin önceden tanımlanmış ve programın yorumunda özel anlam kazandırılmış kelimelere Anahtar Kelime denilir. Aşağıda bu kelimelerin yanında anlamlarını göreceksiniz.


JavaScript 1.0daki anahtar kelimeler
break(kes)
this(bu)
continue(devam et)
true(doğru)
else(başka bir durum)
var(variable,değişken)
false(yanlış)
while(.. iken)
for(için)
with(ile)
function(işlev)
JS 1.1 ile eklenenler
if(eğer)
typeof(türü)
in(içinde)
void(geçersiz)
int(integer,tam sayı)
JS 1.2 ile eklenenler
new(yeni)
do(yap)
null(boş değer)
labeled(etiketli)
return(dön)
switch(değiştir)

3.Ayrılmış Kelimeler(Reserved)
   İkinci gruba girsin-girmesin bazı kelimeler, ileride JavaScript programlama ve yorumlama işlerinde kullanılabileceğei düşüncesi ile, bir kenera ayrılmıştır; JavaScript kodlarında kullanılamazlar. Bu listede yer alan ve halen Anahtar Kelime listesine girmiş bir kelime değişken, fonksiyon, nesne veya method adı olarak kullanılırsa, program hata verir; henüz anahtar kelime listesine alınmamış olmakla birlikte "reserv edilmiş" bu kelimelerin geçtiği komut satırı ise görmezden gelinir. JavaScript programlarınızda kullanmayacağınız kelimelerin listesi şöyledir.


abstract(soyut)
finally(sonunda)
private(özel)
boolean(Boolean Mantığı)
float(kesirli)
protected(korunmuş)
break(kes)
for(için)
public(genel)
byte(bayt)
function(işlev)
return(dön)
case(hal)
goto(--ya git)
short(kısa)
catch(yakala)
if(eğer)
static(sabit)
char(karakter)
implements(uygular)
super(kuvvet)
class(sınıf)
import(ithal et)
switch(değiştir)
const(sabit)
in(içinde)
synchronized(uyumlu)
continue(devam)
instanceof(--nınoluşumu)
this(bu)
default(varsayılan)
int(integer, tam sayı)
throw(içine kat)
delete(sil)
interface(arayüz)
throws(içine katar)
do(yap)
labeled(etiketli)
transient(geçici)
double(çift)
long(uzun)
true(doğru)
else(başka bir durum)
native(kendinden olan)
try(dene)
extends(uzanır)
new(yeni)
typrof(türü)
false(yanlış)
null(boş değer)
var(değişken)
final(sonuncu)
package(paket)
while(iken)

4.Değerler(Literal)
   JavaScript kodu icra edildiği sırada değişmeyen rakam veya metinlere değer denir. JavaScript kodlarında beş tür değer bulunur:
a)Tamsayı Değerler(Integer Literal)
Tamsayılar, 10 tabanlı(ondalık, decimal), 8 tabanlı (octal) veya 16 tabanlı (hexadecimal) olabilir. 8 tabanlı sayıları belli etmek için sayıdan önce "sıfır", 16 tabanlı sayıları belli etmek için "sıfır ve X" harfi kullanılır. Hexadecimal sayılarda 9'dan büyük sayılar A, B, C, D, E, F harfleri ile gösterilir.(Syının basamaklarını okuma kolaylığı sağlamak için, nokta değil, virgül ile ayırmalısınız.) Örnek: Decimal 46,789; Octal 072,7898; Hexadecimal: 0X7B8
b)Kesirli değerler(Floating-point literal)
Tam sayı bölümünü bir ondalık nokta (virgül değil) ile kesir bölümü izleyen sayılar. Örnek: 3987.786, -1.1
c)Boolean Mantık İfadeleri(Boolean Literal)
JavaScript dilinde, Boolean mantığı iki sonuç verir: True(Doğru) ve False(Yanlış). JavaScript, True(Doğru) değerini "1", False(Yanlış) değerini "0" rakamıyla tutar. Bir denklemin sonucunun doğru veya yanlış olduğunu irdelerken, JavaScript metninde bu iki kelime küçük harfle yazılmalıdır. Dolayısıyla büyük harfle yazılmış TRUE ve FALSE kelimeleri, değişken fonksiyon, nesne, method adı olarak kullanılabilir. Tabi bir süre sonra kafanız karışmazsa.
d)Alfanumerik (Karakter) Değerler (String literal)
İki adet çift tırnak (") veya tek tırnak (') içine alınan her türlü ifade, JavaScript için string değeridir.(Çeşitli Türkçe bilgisayar kaynklarında String literal deyimi karakter değişken olarak da belirtilir. "Karakter" bu değerlerin örneğinsayı değerlerden farkını anlatmıyor. Bazı kaynaklarda ise hem rakam, hem de harf içerdikleri, buna karşılık sayı olmadıkları gerçeğini belirtmek amacıyla, daha aşina olduğumuz alfanumerik terimini görmek mümkün. Ben bu ikincisini benimsiyorum.) Bir JavaScript metninde alfanumerik değerleri bir tek tırnakla, bir çift tırnakla gösteremezsiniz. Başta nasıl başaldıysanız. Başta nasıl başaldıysanız, programın sonuna kadarbütün alfanumerik değerleri aynı tür tırnak içinde göstermelisiniz. Alfanumerik değer olarak verdiğiniz karakterler, daha sonra bir HTML sayfada bir nesnenin bir unsurunun değeri(örneğin bir TEXTAREA'nın içeriği) olarak kullanılacaksa ve HTML sayfa, meta etiketlerinde kendisinin Türkçe olarak yorumlanmasını sağlayacak ifadeye sahipse, Türkçe karakter ve diğer yüksek ASCII kodlardaki karakteri içerebilir.
e)özel Karakterler
Özellikle alfanumerik değerleri verirken, browser'a metin görüntüleme konusunda biçim veya hareket komutları da vermek isteyebilirsiniz. Bunu bazı kod harflerin önüne ters bölü işareti koyarak yapabilirsiniz.Bu tür özel karakterler şunlardır:
\b - Klavyede geri(backspace tuşunun görevini yapar)
\f - Yazıcıya sayfayı bitirmeden çıkarttırır(formfeed).
\n - Yazı imlecini yeni bir satırın başına getirir(new line) .
\r - Klavyede Enter-Return tuşunun görevini yaptırır.
\t - Sekme(tab) işaretini koydurur.
\\ - Yazıya ters bölü işareti koydurur.
\' - Yazuya tek tırnak işareti koydurur.
\" - Yazıya çift tırnak işareti koydurur.
JavaScript'e bu tür  karakterlerle HTML sayfasına bir metin yazdıracağınız zaman, bu yazının <PRE>...</PRE> etiketleri arasında olması gerekir. Aksi taktirde JavaScript ne yazdırırsa yaz


iss klasör izinleri

sorun access dosyasının bulunduğu klasörden kaynaklanıyor, klasöre yazma hakkı tanımanız lazım...
ASP.NET yuklenmiş bir bilgisayrda default olraka aspnet diye bir kullanıcı oluşur. bu kullanıcı veritabanının bulundugu bu klasöre yazma hakkı yoktur, siz bu hakkı verirseniz sorun düzelir...
veritabanının bulundugu klasöre sağ tıklayıp proporties e girin. ordan security tabına geçin. sırasıyla add-advanced-find now diyerek yukarda bahsettiğim aspnet kullanıcı için yetki verin...
kolay gelsin
++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++++
Bilgisayarim (Sağ Tuş) / Yönet

Açılan Ekranın En Alt Kısmında..

Hizmetler ve Uygulamalar / Internet Information Services (IIS) / Web Siteleri / Varsayılan Web Sitesi /

Buradan Çalıştığınız Data Base' in bulunduğu klasöre sağ tuş tıklayarak ...

Özellikler sekmesinde açilan pencereden " Yazma " kismini tik ile isaretleyin

Ustteki Tablarda --- Dizin Güvenliği ----
---- Anonim Erişim Ve Doğrulama Denetimi ----' Ne Düzenle Deyin ..

Acilan ekranda ---- Anoonim Erisim --- in İsaretini Kaldirip , --- Tümleşik Windows Kimlik Doğrulaması --- na tik atin ..

Sonra Varsayilan Web Sitesi Yazisinin Ustune Tiklayin ... En ust barda bulunan "Stop" Butonuna Basarak IIS ' i durdurun .. ve "Play" ile tekrar calistirin ..

Artik scriptlerinizdeki database islemlerinde salt okunur hatasi vermeyecektir ..

sitede resim kopyalamaya sınırlama

Aşağıdaki kodları sayfana eklemen yeterli.
Hem yazıları seçmeyi engelliyor hemde sağ tuşu.




<script language="JavaScript1.2">

function disableselect(e){
return false
}

function reEnable(){
return true
}

//if IE4+
document.onselectstart=new Function ("return false")

//if NS6
if (window.sidebar){
document.onmousedown=disableselect
document.onclick=reEnable
}
</script>




<script language="Javascript1.2">
<!--

var mymessage = "Üzgünüm Sağ Tuş Kullanmanız Engellenmiştir.";

function rtclickcheck(keyp){
if (navigator.appName == "Netscape" && keyp.which == 3) {
alert(mymessage);
return false;
}

if (navigator.appVersion.indexOf("MSIE") != -1 && event.button == 2) {
alert(mymessage);
return false;
}
}

document.onmousedown = rtclickcheck
//-->
</script>


Resmi ve Özel eğitim kurumları adres ve telefonları

Türkiye çapında Resmi ve Özel eğitim kurumları adres ve telefonları

Sınıfta 5 Zor Kişilik ve Onlarla Başedebilme durumu

Bu yıl "zor" öğrencilerin bile derslere odaklanmasını sağlayabilmek için olumlu davranış yönetimini kullanın.
Her öğretmen gibi ben de bir sınıfı idare etmenin ne kadar önemli bir iş olduğunu biliyorum. Kendi çalışma yerim olan Avustralya'da ve dünyanın görev yaptığım çeşitli yerlerinde farklı yeteneğe, geçmişe ve mizaca sahip 25 ya da daha fazla öğrenciyi alıp birlikte çalışan, haklara saygı duyan bir grup oluşturmanın ne kadar zahmetli bir iş olduğunu tekrar tekrar gördüm. Belirli türlerdeki öğrenci davranışları (her sınıfta görülmesine karşın yine de can sıkıcı olan) bu işi başarılması daha zor hale getirir. Buna rağmen sınıftaki en zor kişiliklerin bile hakları ve sorumlulukları dengeleyen olumlu disiplin yöntemlerine olumlu karşılık verdiğini keşfettim.
Bu yazıda aşağıdaki kişilik türleri için işe yarayan stratejileri bulacaksınız:

1. Gevezeler
2. Yapışkanlar
3. Boykotçular
4. Tartışmacılar
5. Somurtkanlar

1. GEVEZELER

Gözlemci olduğum bir sınıfta öğretmen grup etkinliklerinden önce bir noktayı açıklıyor; tam bu anda bir öğrenci diğerine dönüp fısıldamaya başlıyor.
Öğretmen: "Lisa ve Emma, Dersi anlatmaya çalışıyorum!"
Lisa: "Ama ben konuşmuyordum!"
Öğretmen: "Lisa, seni Emma ile konuşurken gördüm. Ben ders anlatırken konuşma. Dikkatini buraya ver."
Lisa: "Hocam yapmayın. Emma sadece bana çalışmayla ilgili bir soru sordu!"
Öğretmen: "Beni dinle— Kimin ne söylediği beni ilgilendirmez.
(Öğretmen doğal olarak sinirlenmiştir; özellikle Lisa'nın ses tonundan ve el kol hareketlerinden dolayı.)
Lisa: "Ama, Emma "
Öğretmen: "Lisa!" Bu yüksek ses tonunu şöyle bir ifade izler: "Bir kelime daha söylersen..." ya da azarlayıcı bir tonda "... bıktım usandım". Her iki durumda da zarar verici bir yan vardır.


İZLENECEK STRATEJİLER

· Olumlu bir yönlendirmede ya da anımsatmada bulunun ve ardından teşekkür edin.
İstemediğiniz davranışa değil istediğinize odaklanın; Örneğin "Karışma" demek yerine "Teker Teker" ya da "Görgü kurallarımızı hatırlayalım" gibi. Yönlendirmeleri kısa tutun; sorun üzerinde çok fazla durmaktan kaçının. Buna ek olarak, davranış hedefimize daha uygun bir mesaj verdiğinden dolayı düzeltme yaparken bile "lütfen"e ek olarak kimi zaman "teşekkürler" sözcüğünü kullanmanın daha etkili olduğunu gördüm.

· Ses tonunuzu ve beden dilinizi seçin.
Öğrenciler tarafından nasıl duyulduğumuz büyük ölçüde bizim sözsüz davranış biçimlerimize bağlıdır. "Sessiz adımlarla lütfen,. Teşekkürler" ifadesini alaycı bir ses tonuyla ve parmağınızı öğrencilere doğru sallayarak söyleme olumlu sözcüklerin hepsini bir çırpıda yok eder. Ses tonunuzu, bakışınızı, öğrenciye yakınlığınızı ve beden dilinizi sürekli kontrol altında tutun.

· Stratejik aralar vermeyi deneyin.
Öğretmenler dikkati çekmek ya da korumak istediklerinde duraklamaların bilinçli kullanımı yardımcı olabilir. Gerekli talimatı vermeden önce kullanılan bir ara öğrencilerin size bakmasını, sizi dinlemesini ve hemen ardından yanıt vermesini sağlayabilir. Öğretmen odanın diğer köşesinde konuşan iki öğrenciye seslendiğinde "Lisa, Emma ne yapıyorsunuz?" büyük olasılıkla onlar yalnızca kendi adlarının söylendiğini duyacaklar, sorunun ne olduğunu anlamayacaklardır bile. Önce öğrencilerin adlarıyla (daha otoriter bir tonda) başlayıp bir ara verdikten sonra yönlendirmeyle devam etmek daha iyi fikirdir.

· Nasıl yönlendireceğinizi bilerek dikkati asıl konunun üzerinde tutun.
Konuşan öğrencilerden önlerine dönüp konuştuğunuz sürece dinlemelerini isteyerek dikkatimizi birincil davranış sorununa (bizim öğretme ve diğerlerinin öğrenme haklarını öncelikle etkileyen davranış biçimi) vermiş oluruz. Öğrenciler tartışır ya da surat asarlarsa bu davranış sırası gelmeden konuşma sorununa yönelik olmaz. Yeniden yönlendirme, ikincil konulara dikkatimizi vermek yerine kurallara, haklara veya verilen talimatlara odaklanma şeklidir. Öğrencilerin görüşlerine bir parça katılıp (öğrencilerin duygularına değer verip) sonra çabucak asıl konuya dönerek bunu yapabilirsiniz.



UYGULAMALI STRATEJİLER
Öğretmen ödevi açıklarken Lisa ve Emma özel olarak konuşup diğerlerini rahatsız ediyorlar. Öğretmen konuşmayı keser. Kimi zaman bilinçli olarak yapılan bir duraklamanın tek başına öğrencilerin dikkatini çekmeye yettiğinin farkındadır — ama bu sefer işe yaramaz. Bu yüzden o kızlardan önlerine dönüp dinlemelerini ister: "Emma . . ., Lisa . . ., lütfen önünüze dönüp dinleyin, teşekkürler." Lisa darılmış bir şekilde "ama biz sadece ödev hakkında konuşuyorduk" der. Bu noktada öğretmen söylenen şeyin doğru olup olmadığıyla ilgilenmez. Konuyu başka bir yöne çevirir:
"Ders hakkında konuşuyor olabilirsiniz ama önünüze dönüp dinlemenizi istiyorum, teşekkürler. Bu anlattıklarımızı bilmeniz gerekiyor." Lisa'nın kırgınlığı ya da küslüğü sürerken (ama sesini çıkarmadan) öğretmen dikkatinizi sınıfın geri kalanına verir ve konuşmasına kaldığı yerden devam eder.

2. YAPIŞKANLAR

Bir sonraki tiplememizde küçük sınıflardan birindeki kompozisyon dersinde öğrencilerin başındayız. Halid sınıfın diğer yanından seslenir.
Halid: "Öğretmenim, öğretmenim, bakar mısınız?"
Öğretmen: "Bir dakika Halid."
Halid: "Ama öğretmenim bundan sonra ne yapacağımızı bilmiyorum!"
Öğretmen: "Dinle, aynı anda hem orada hem burada olamam değil mi?"
Halid: (ağlamaklı bir tonda) "Ama öğretmenim. . ."
Öğretmen: "Tamam, tamam!" Öğretmen, onun her çağırışında kendisine yardımcı olmaya gideceği gibi asılsız bir düşünceyi kuvvetlendirerek ona yardımcı olmaya gider.

İZLENECEK STRATEJİLER
· Bilinçli olarak duymamazlıktan gelmeyle başlayın.
Bilinçli olarak duymamazlıktan gelme, belirli davranışları gözardı etmek ve dikkatleri dersin akışı üzerinde tutmak ya da olumlu davranışları farketmek ve desteklemek amacıyla öğretmenlerin bilinçli olarak aldıkları bir karardır. Öğrenciler kısa zamanda 'kurallara uyup parmak kaldıran ve bekleyen' öğrencileri öğretmenlerin dinlediklerini anlayacaklar ve kurallara uymaya çalışacaklardır.

· El işaretleriyle basit yönlendirmeleri/anımsatmaları birleştirin.
Bilinçli olarak duymamazlıktan gelme işe yaramazsa ve öğrencinin davranışı diğer öğrencilerin öğrenmesini ya da sizin öğretmenizi etkiliyorsa basit bir yönlendirmede bulunmayı ya da anımsatmayı deneyin: "Söz almadan önce parmak kaldırın, lütfen" ya da "sınıf içindeki kurallarımız neydi?" Sözlü yönergelerinizi güçlendirmek ya da kimi zaman onların yerine kullanmak açısından el işaretli çok etkili olabilir (özellikle sene başından beri bunları kullanmaya başladıysanız). Örneğin, öğrencinin beklemesi gerektiğini belirtmek için elinizi dur anlamında kaldırın ya da çocuğa parmak kaldırması gerektiğini anımsatmak için bir parmağınızı konuşmaması gerektiği anlamında ağzına koyup diğer parmağınızı havaya kaldırabilirsiniz.

· Öğrencilere seçenekler sunun.
Verilen ödev öğrenciye özel değilse "bana sormadan önce çevrendeki üç arkadaşına sor" türünde bir yöntem oturtabilirsiniz. Öğrencileri izlenmesi gereken işlemler konusunda birbirlerine yardımcı olmaya, masalarında sessizce bilgi alışverişinde bulunmaya ve ancak son çare olarak sizin yardımınızı istemeye teşvik edin.

UYGULAMALI STRATEJİLER
Birinci sınıflardaki bir sanat etkinliği sırasında öğrencilerin arasında dolaşıp kilden yaptıkları şekiller hakkında konuşuyorum. Sıraların birinde bir öğrenciyle konuşurken diğer yanımdaki birisi elbisemi çekiştirme başlıyor: "Öğretmenim, şuna bakın, yaptığıma bakın!" Bakabilirim ya da çekilmesini söyleyebilirim ama bunun yerine bilinçli olarak duymamazlıktan geliyorum. En sonunda pes ediyor, parmağını kaldırıp bekliyor. Böyle yapmamış olsaydı elimi kaldırıp "bekliyoruz" anlamına gelen bir işaret yapar ve dikkatimi daha önce konuşmakta olduğum öğrenciye tekrar verirdim. Her iki durumda da ilk öğrenciyle işimi bitirip diğerine döndüğümde hala sessizce beklediğini görürsem çalışmasını görmeye can atar bir şekilde yanına giderim.

3. BOYKOTCULAR

Üçüncü sınıftakilerin tümü harita çizme projeleri üzerinde harıl harıl çalışıyorlar, David dışında. O, morali bozuk bir şekilde havaya bakıyor. Öğretmeni onun bu çalışmayı yapabileceğini çok iyi biliyor. Öğretmeni deli eden asıl sorun da bu.
Öğretmen: "David, niçin çalışmıyorsun?"
David: (iç çekerek) "Bilmiyorum"
Öğretmen: "Ödevle ilgili bir sorunun mu var?"
David: "Eveet . . . coğrafya sıkıcı geliyor."
Öğretmen: "Sıkıcı öyle mi? Bak işte bu çok kötü. Ne yazık ki orada oturup haritayı tamamlayıncaya kadar canının sıkılmasına katlanman gerekiyor. . . . Bunu tamamlamanın ne kadar süreceği beni hiç mi hiç ilgilendirmiyor!"
Bu süre boyunca David önüne kapanıyor ve tartışma sürüp gidiyor.

İZLENECEK STRATEJİLER
· Öğrencilere sonuçlarıyla birlikte seçenekler sunun.
Öğrenciler ödevleri ağırdan alıyor ya da yapmıyorlarsa onları doğrudan bir seçeneğe ya da sonuca yönlendirin. "Ödevini şimdi yapmazsan onu ders dışındaki boş zamanlarında yapman gerekecektir" demek, özellikle boş zamanını satranç, kişisel çalışmaları ya da bilgisayar oyunlarıyla geçiriyorsa işe yarayacaktır. Kullandığınız dil, öğrencilere davranışlarının kendi sorumlulukları altında olduğu ve nasıl davrandıkları konusunda denetime sahip oldukları mesajını verecektir.

· Çalışmaya yeniden dönmesi için süre verin.
Çalışmaya yeniden dönmesi için verilen süre, öğretmenin düzeltici yönlendirmesine yanıt vermesi için öğrenciye verdiği süredir. Öğrenciye bir yol önerdikten ya da bir anımsatma yaptıktan sonra öğretmen sakin bir şekilde sınıfta göz gezdirebilir ya da başka bir öğrenciyle uğraşmak için dönebilir. Böyle yapmakla öğrencinin yönlendirildiği şekilde davranacağını beklediği mesajını iletir. Bu, öğrencilerin isteklere uyarken incinmemelerini sağlarken öğretmenlerin de gereksiz, uzun tartışmalara girmelerini önler.

· İlişkiyi yeniden kurun.
Bir düzeltme yaptıktan ve öğrenci de buna uyduktan sonra (gönülsüzce de olsa) ders sırasında daha sonra yanına gidip ilişkinizi yeniden kurmak önemlidir. Bunu olumlu bir kaç sözcük fısıldayarak ("Böyle çalıştığını görmek çok güzel...") ya da sadece gülümseyip başınızı onaylayarak bile yapabilirsiniz. Bu, çocuğa ilişkinizin hala sorunsuz olduğu (düzeltmeyi bir kenara koyarsak) ve onun sizin gözünüzde hala iyi bir yere sahip olduğu izlenimini verir. Kısa bir teşekkür ya da onay "Çabalarını farkediyorum" anlamına gelir ve arada herhangi bir kırgınlığın olmadığı mesajını da verir.
UYGULAMALI STRATEJİLER
David ve öğretmeni arasında geçen konuşmaya yeniden dönelim.
Öğretmen: "David . . . Ödevini şimdi yapmazsan bunu teneffüste yapmak zorunda kalacaksın."
David: "Ama bu hiç adil değil." Kollarını kavuşturur ve somurtur.
Öğretmen: "Belki öyle ama bu senin seçimin."
Öğretmen yürür ve David'e işe yeniden dönebilmesi için zaman verir. Öğretmenin kendisine bakmadığından emin olduktan bir kaç dakika sonra gönülsüzce de olsa David çalışmasına devam eder (aslında öğretmeni onu yan gözüyle izleyebiliyordur). Teneffüs zili çaldıktan sonra öğretmeni onunla yeniden konuşur.
Öğretmen: "Doğru kararı verdiğine sevindim David." O oynamaya giderken öğretmeni de aferin anlamında koluna hafifçe vurur.

4. TARTIŞMACILAR

Her okulda öğretmenlerine kafa tutan, karşılık veren ve hiçbir sözün altında kalmak istemeyen öğrenciler olur. Bu tür kişilerin niçin suçsuz oldukları, yapılanın niçin adil olmadığı, öğretmenlerin niçin onlara taktıkları konusunda on ayrı neden ve açıklama sıralayabilirler. Asıl şaşırtıcı olan öğretmen ve öğrenci arasındaki tartışmaların çoğunun aşağıdaki son sınıf örneğinde olduğu gibi ufak tefek, önemsiz konularla başlamasıdır.
Öğretmen: "Jason, niçin masanda değilsin?"
Jason: "Sadece Dimi'den bir cetvel istiyordum!"
Öğretmen: "Bana bak, sakın yalan söylemeye kalkma. Cetvel istemiyordun. Seni gördüm. (Öğretmen Jason'ın suratında 'seni kandırıyorum' anlamına gelen sırıtmayı gördüğü için daha da sinirlenir.) Bu davranışından bıktıp usandım!"
Jason: "Bu arada cetvel isteyip istemediğimi nereden biliyorsunuz? Dimi'ye sorabilirsiniz." (Öfkeli bir şekilde kollarını kavuşturur. Tüm sınıf onu izliyordur.)
Öğretmen: "Çok akıllı olduğunu sanıyorsun değil mi? Bak sana ne diyeceğim. . ." Bu noktada, Jason ağır kanlı ve kızgın bir şekilde sandalyesine yaslanırken ufak bir söylev başlar. Önceki atışmalardan canı sıkılan öğretmen Jason'ın suratında tehditkar bir ifadeyle sandalyeye yaslanışını göze batan bir terbiyesizlik olarak yorumlar. Tartışmayı sürdürüp öğrenciye meydan okur.
Teacher: "Sen ne yaptığını sanıyorsun, ha?"

İZLENECEK STRATEJİLER
· Birincil davranışı ikincil davranıştan ayırt edin.
Jason'ın öğretmenleri onu sorunlu bir çocuk olarak anlatırken düşündükleri ikincil davranışlarının toplamı (ondan daha öncelikli olan birincil davranışlardan ağırlığı duygusal olarak daha fazla olduğundan). Öğretmenin sorusuna verilen "Evet" yanıtı bile hem kulağı hem gözü rahatsız edebilir. Konuşma tonlarını, biçimlerini ya da sözcüklerini suçlamak istersek öğrencilerin ikincil davranışlarına fazla tepki göstermemiz ya da onlara odaklanmamız kaçınılmazdır. En azından şimdilik birincil davranışlara odaklanın.

· Gereksiz tartışmalardan kaçının.
Kavgacı bir öğrenciyi doğrudan kontrol edemesek de kavgalarla nasıl baş edebileceğimizi kontrol edebiliriz. Tepki gösteren ya da savunmaya geçen düzeltmeler, özellikle beden dili biraz saldırgansa, tartışmayı uzatır ve dikkatimizi özgün konudan uzaklaştırır. Öğrenciler tartışmalarını hiçbir zaman uysal olmayan yaşıtlarının önünde sürdürebilirler. Kendinize güvenli ama nazik olun, öğrenciyi asıl konuya yeniden yönlendirin ve tartışarak, kavga ederek ya da düşmanca taktiklerle ikincil davranışlara esir olmayın.

· Dersten sonra karşılıklı görüşmeler planlayın.
Tartışan birinin ikincil davranışlarını o an için görmemezlikten gelme sizin avantajınıza olsa da bu konuda bir şey yapmamanız gerektiği anlamına gelmez (özellikle öğrenci bu tür davranışları alışkanlık haline getirmişse). Dersten sonra karşılıklı görüşme planlayıp öğrenciye ikincil davranışının nasıl gözüktüğünü ya da anlaşıldığını ve karşılıklı haklarımızı nasıl etkilediğini anlatabilir (hatta gösterebilirsiniz). Dersten sonra karşılıklı görüşmeler hakkında daha fazla bilgi için Somurtkanlar bölümüne bakın.

UYGULAMALI STRATEJİLER
Başka bir son sınıfta Bradley'nin ödevine başlamadığını farkettim. Yanına gidip sıradan bir tarzda sordum: "Bradley, henüz başlamamışsın sanırım. Bir sorun mu var?" Davranışlarım cana yakındı. "Evet, şey, kalemim yok, nereden bulabilirim?" yanıtına "Sorun değil, benimkini ödünç alabilirsin" diye karşılık verdim (ne zaman son sınıf öğrencileriyle ders yapsam yanıma kurşun, tükenmez kalemler, cetveller ve silgiler alırım - sorunları önleyici bir idare tarzı). Kendi kendine bir şeyler mırıldanıp sesini azaltıp önüne bakarak "Evet, şey cetvelim yok" dedi. Öğretmen masasındaki malzeme kutusunu göstererek "benimkilerden birini ödünç alabilirsin" yanıtını verdim. "Şey, benim kağıdım da yok" derken sesi oldukça sinirli bir tona bürünmüştü. Zavallı çocuk! Oyununu bozuyordum. Alaycı olmaya çok müsaittim ama "Masamda kağıt da var" yanıtını verdim. "Daha sonra gelip nasıl gittiğine bakarım" diye de ekledim. Bu son yardımsever açıklamadan sonra eminim içinden küfretmiştir. Ben uzaklaşırken ihtiyacı olan şeyleri almak üzere öğretmen masasına doğru gittiğini gördüm. Daha sonra ders sırasında homurtuları konusunda kendisini kontrol edebildiği için onu takdir ettim. Terbiyeli olmak zor iştir.

5. SOMURTKANLAR
Veronica çok sevilen, parlak bir beşinci sınıf öğrencisi. Ödevlerini yapması konusunda bir sorunu olmasa da öğretmeni onun davranış sorunları olduğundan yakınıyor. O sınıfla yaptığım ilk dersimde Veronica'nın ders sırasında sürekli gezindiğini ve diğer öğrencilerle sohbet ettiğini farkettim. Bilinçli olarak bir süre bunu görmezden geldim ama sonraları onu kendi masasına dönmesi konusunda uyardım. Gözleri tavana bakarak, ıslık gibi bir sesle "Sadece Michelle'den silgi alıyordum" dedi. Bu sırada çıkardığı "cık cık" sesleri ve başka yöne çevirdiği gözleriyle somurtkan karşılığı tamamlanır (en sık görülen ikincil davranış). Hemen hemen onu her düzeltişimde, basit anımsatmalar bile olsa, bu durum tekrar ederdi. Sınıfta bu tür davranışların çoğunu yönlendirip gerginliği azaltmaya çalıştım ama en sonunda başka bir şeyler yapılması gerektiğine karar verdim.

İZLENECEK STRATEJİLER
· Gerekiyorsa okuldan sonra bir sohbet ayarlayın.
Bu tür kısa konuşmalar (etik açıdan kapı açık olarak) öğrencilerin davranışları açısından ders sırasında neler olduğunu aydınlatmanızı sağlamak için çok uygundur. Öğrencilere, alışkanlık haline gelmiş ikincil davranışlarının sınıf hakları ve sorumluluklarına göre kabul edilemez olduğunu anlatmamız çok önemlidir. Bu tür sohbetlerin yılın başlarında yapılmaya başlaması ikna edici olması bakımından oldukça etkili olur (yılanın başının küçükken ezilmesi yaklaşımı). Böylece öğrenciler öğretmenin her zaman belirli davranışları dersten sonra takip edeceği mesajını almış olurlar.

· Davetinizin zamanlamasını iyi yapın.
Öğretmenler öğrencileriyle dersten sonra konuşmak isterlerse teneffüs zili çalmadan hemen önce kalmalarını istemek daha iyi olabilir. Böylece, "Niçin?", "Neden Ben?" ya da "Ne Yaptım?" gibi gereksiz tartışmaları önlemiş olursunuz.

· Olumlu mesajlar vermeye çalışın.
İkazlarımızın, düzeltmelerimizin ve gerilmiş ilişkilerin onarımının süren bir ilişkili sayesinde mümkün olabileceğini unutmayalım. Olumlu bir ses tonuyla ve arkadaşça konuşun, parmağınızı sallamak gibi tehdit edici beden dilinden kaçının. Söylev çekmektense karşılıklı konuşmak daha iyidir.

· Sorunlu davranışı yansıtmayı önerin.
Birçok öğrenci ikincil davranışının nasıl gözüktüğünün farkında değildir. Onlar olayları bizim gözlerimizle göremezler. Öğretmenler çoğu zaman bu tür davranışları kaba ve otoritelerini sarsıcı bir davranış olarak görürler. Bizim değer yargılarımıza göre kaba olan şey aslında zayıf sosyal beceriler, kötü alışkanlıklar, öğrencinin dikkat çekme isteği ya da sınıf ortamında gücünü gösterme arayışından ibarettir.
Davranışlarında neler gördüğümüzü yansıtıp duygularımızı açıklayabilirsek ve saygı ya da adil muamele görmeleri için onları sınıf kurallarına uymaya davet edersek en azından kabalıktan ne anladığımızı ve böyle davranışların ilişkileri nasıl zedelediğini açıklamış oluruz.

UYGULAMALI STRATEJİLER
Teneffüs zilinden hemen önce Veronica'ya dersten sonra birkaç dakika kalmasını söyledim. İncinmiş bir tonda "Niçin?" diye sordu. Bunu duymazdan gelip sınıfı dışarı çıkardım. Sınıf dışarı çıkarken Veronica ellerini kavuşturup duvara yaslandı. Veronica'ya biraz önce derste bir sorun olup olmadığını sordum.
Veronica: (gözleri yere bakarak bastırmaya çalıştığı bir somurtkanlıkla) "Hayır."
Öğretmen: "Dersten sonra kalmanı istediğim için belki de kızgınsın ya da moralin bozuk, öyle mi?"
Veronica: "Evet. Kötü ne yaptım?"
Öğretmen: "Masana dönmeni söylediğim zamanı hatırlıyor musun? Ne yaptığını ve ne söylediğini anımsıyor musun?" Bu noktada Veronica önemsiz bir bakış fırlattı.
Öğretmen: "Ne dediğini sana göstermemi ister misin?"
Veronica: "Efendim?"
Öğretmen: "Dur sana göstereyim."
Bu noktada onun sabahki duruşunu, el kol hareketlerini ve ses tonunu başını sallayışıyla ve kaba bakışıyla yansıtmaya çalıştım. Kısa bir gösterimden sonra gülümseyerek rolümü tamamladım. Veronica gönülsüzce gülümseyerek savunmaya geçti: "Bunu her zaman yapmıyorum". "Evet her zaman değil" diyerek sürdürdüm "ama bu davranışları çok sık yapıyorsun. Ben sana bu şekilde davranmıyorum Veronica. Bu şekilde konuştuğunda ses tonundan ve söyleyiş şeklinden dolayı saygısızlık haline geliyor".
Veronica: "Şey, bunu yapmak istememiştim."
Öğretmen: "Olabilir, sen bunu kasdetmemiş olabilirsin ama senin ne söylediğin ve nasıl anlaşıldığı bu."
Bu durumda öğrencilerden bazıları gelişigüzel bir özür ifade ederler. "Gerçekten üzgün hissetmiyorsun, değil mi?" türünde bir yanıt vermekten kaçının. Saygı konusundaki okul kurallarını anımsatıp özrü kabul edin.

Kaynak: Bu yazı Bill Rogers'ınteacher.scholastic.com'daki yazısından uyarlanmıştır. Bill Rogers, Avustralya kökenli olan ve dünyada davranış yönetimi, stres ve öğretmenlik konularında dersler veren bir eğitim danışmanıdır.
__________________
Alparslan 27 bin askeriyle bizans topraklarında ilerlerken,
keşfe gönderdiği askerlerden biri gelip telaşla :
- 300 bin kişilik düşman ordusu bize doğru yaklaşıyor, der.
Alparslan hiç önemsemeyerek şöyle der:
- Bizde onlara yaklaşıyoruz

Eflatuna Sormuşlar;
İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan iki davranışı nedir?
Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler.Ne var ki çocukluklarını özlerler.
Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler;Ama sağlıklarını almak içinde para öderler.
Yarınlarından endişe ederken bugünlerini unuturlar.
Sonuçta,ne bugünü,ne de yarını yaşarlar.
Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar.Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler